Eğlenceli Fıkralar




250 NOLU KARAYOLU (DEĞİŞİK FIKRALARDAN SEÇMELER)

Amerika’da 22 no'lu karayolunda, devriye görevi yapan bir otoyol polisi arabasından yolu takip ederken, bir araba görmüş. Bu aracı radarla incelemiş ve minimum 50 km. ile gidilmesi gereken yolda bu aracın tam 22 km./saatle gittiğini fark etmiş. Bu araba yolu tıkıyormuş. Ve aracı durdurup sürücüyü uyarmaya karar vermiş. Ve aracın peşinden gidip aracı durdurmuş, birde ne görsün. Aracı kullanan çok yaşlı bir teyze. Ve aracın arkasındaki koltuklarda da çok korkmuş 3 tane yaşlı teyze daha var.



Polisi görünce yaşlı sürücü: Polis bey çok mu hızlı gidiyordum? Diye endişe ile sormuş. Polis demiş ki; hanımefendi, hızlı değil, aksine çok yavaş gidiyorsunuz Ve bütün otoyol trafiğini etkiliyor! Radardan gördüğüm kadarıyla 22 km. hızla gidiyorsunuz.

---------------------------------------------------------------------

Yeni ilçe olan bir köye trafik ışıkları yeni konmuş, ışıkların altında bir polis bekliyor ve halkın ışıklara uymasını sağlamaya yani bir çeşit trafik eğitimi vermeye çalışıyormuş.



O sırada, bakmış ki; bir kadın, elinde tuttuğu çocuğuyla, kırmızı yanarken karşıya geçiyor.Hemen seslenmiş :



-Hanım, hanım! Nereye?



Kadın dönüp :



-Vıy! demiş. Sana ne? Ablamgile gidiyom.

-----------------------------------------------------------------------------





Yaşlı teyze: Ama, otoyolun girişinde 22 yazıyordu ve bende bu hıza uymak istedim! Polis: Teyzeciğim demiş, o 22 otoyolun numarası. Bu yolda min.50 km hızla gitmelisiniz. Kadın tamam, bundan sonra hızlanacağım demiş.



Polis tam kendi arabasına giderken, gözü yine arkada oturan, hiç konuşmayan ve çok korkmuş 3 yaşlı teyzeye kaymış. Ve sormaya karar vermiş sürücüye. Teyzeciğim bir şey sorabilir miyim? Bu arkada oturan kişilerin nesi var? Çok korkmuş gözüküyorlar, sanki dillerini yutmuşlar gibi!



Kadın şöyle cevap vermiş:



Valla bende anlamadım, 250 no’lu karayolundan çıktıktan beri böyleler.

----------------------------------------------------------------------------------

Sol gözü takma olan adam otobüse binmişti. Otobüs kalabalık hava sıcaktı. Bir süre sonra sıcaktan bunalan, terleyen ve canı sıkılan adam, takma gözünü çıkardı, havaya atıp tutmaya başladı.

Durumun biraz sonra farkına varan yanında oturanlar dehşetle irkildiler:

-Ne oluyor yahu!...

Adam gayet sakin gözü (www.bilgiverelim.com) atıp tutmaya devam ederek cevap verdi:

-Hiç, burada canım sıkıldı da ön taraflarda yer var mı diye bakıyordum!...


------------------------------------------------------

İki fakülte arkadaşı yıllar sonra sokakta karşılaşır, biri diğerini eve yemeğe davet eder...



- Oğlum bu ne ev böyle be, su salonun büyüklüğüne bak! Nereden buldun bu kadar parayı birader? Duvarlarda nadide tablolar...



- Gel göstereyim, gel şu pencerenin önüne... Şuradaki otoyolu görüyor musun?



- Evet.



- 20 milyon dolar tuttu, 25 milyon dolara fatura ettik, farkı cebe indirdik.



İki yıl sonra iki arkadaş yine karşılaşır...



- Gel bu sefer ben seni davet edeyim, bize gidelim...



- Yuh! Şuraya bak... Vay anam vay! Oğlum sen bizim eve saray diyordun bu ne böyle. Bizimki bunun yanında müştemilat olmaz valla, saray asil burası.



- Gel nasıl yaptığımı sana göstereyim, geç şu pencerenin önüne, bak şurada otoyolu görüyor musun?

- Hayır!

- İşte
-------------------------------------------------


Bir araştırmacı sabır ve dikkatle çalışarak iki fareye acıktıkları zaman burunları ile bir zile basmayı öğretti.

Üç gün sonra bu farelerden biri diğerine şöyle diyordu:

"Enayiyi amma alıştırdık yahu... Her zile basışımızda peynir veriyor"
-----------------------------------------------------------------------
KAYSERİLİ ÇOCUK VE YAHUDİ

Yahudi’nin biri, Kayseri'de bir çocuğun elinde kıymetli bir boncuk görür.

Çocuğa eğer elindeki o boncuğu bana verirsen sana seker veririm diye kandırmaya çalışır.

Çocuk da Yahudi’ye:

"Şeker alıvermeme lüzum yok. Bir defa eşek gibi anırırsan bu boncuğu sana veririm", deyince, Yahudi çocuğun istediği gibi hemen anırır. Fakat çocuk boncuğu yine vermez ve Yahudi’ye söyle der:

"Sen eşek iken bu boncuğun kıymetini biliyorsun da, ben insan olduğum halde bunun kıymetini bilmediğimi mi sanıyorsun

--------------------------------------------------------------------------------

EMNİYET KEMERİNİN ZARARLARI


Polis, köprü çıkışında çevirdiği aracın şoförünü tebrik etmiş:

-Kemer taktığınız için 50 milyon lira ile ödüllendirildiniz!..

Adam duruma anlam vermeye çalışırken polis sormuş:

-Bu parayla ne yapmayı düşünüyorsunuz?

Şoför gayet ciddi:

-Artık bir ehliyet alırım abi!

Yan koltukta oturan kadın atlamış:

-Dinleme bu herifi memur bey, içince hep böyle saçmalar!

Arka koltukta kestiren yolcu:

-Ben size çalıntı arabayla fazla uzağa gitmeden yakalanırız dememiş miydim?

Ve bagajdan bir ses:

-Yunanistan sınırına mı geldik?

------------------------------------------------

Nereden geliyor bu kangurular?



1700'lü yıllarda yaşayan İngiliz denizci James Cook, Sosyete Adalarını ve Yeni Zelanda’yı keşfedip haritalarının çizdiği 1769 yılında Avustralya’nın doğu sahillilerini de ortaya çıkardı.



Kaptan bitki örtüsünün zenginliğinden ötürü ”Botany Bay” (Botanik Koyu) adını verdiği koyda Avustralyalı yerlileri ilk gören yabancı oldu.

Yerlilerle el kol hareketleri ve çeşitli işaretlerle güçlükle anlaşabilen James Cook, Karınlarındaki ceplerinde yavrularını (bilgi yelpazesi.net) taşıyan ve arka ayakları üzerinde zıplayarak hareket eden uzun kuyruklu hayvanları görünce, el kol işaretleri ile bunların adlarının ne olduğunu sordu.


Yerlilerin ”Kanguru” demesinden sonrada James Cook, bu hayvanları dünyaya ”Kanguru”adıyla tanıttı.

Aradan elli yıl geçtikten sonra 1800'lerin başlarında, ”Kanguru”, Avustralyalı yerlilerin dilinde, ”Ne demek istiyorsun, yabancı?” anlamına geliyordu.
-------------------------------------

Bir savaş gemisi karanlık ve sisli bir gecede yol alıyormuş. Derken kaptan köşkündeki komutan tam karşıda ve uzakta üzerlerine doğru gelen bir ışık fark etmiş. Hemen karşı tarafa sinyal göndererek şu mesajı geçmiş:
-"Derhal rotanızı 30 derece doğuya çeviriniz" Karşıdan anında cevap gelmiş:
-"Sen rotanı 30 derece batıya çevir!" Komutan şaşırmış, biraz da sinirlenmiş, mesajı tekrarlamış:
-"Rotanı derhal 30 derece doğuya çevir, emrediyorum!" Karşıdan cevap:
-"Asıl sen rotanı 30 derece batıya çevireceksin!"
Komutan öfkeden küplere binmiş, bir mesaj daha yollamış.
-"Ben 30 yıllık kaptanım, sana son kez emrediyorum, rotanı 30 derece batıya çevir!"

-"Sen 30 senelik kaptansan ben de 20 senelik denizciyim, sen rotanı 30 derece doğuya çevir."

Komutan, o kadar sinirlenmiş ki, hemen mürettebata bütün topları ateşe hazır hale getirmelerini emretmiş ve son kez bir mesaj göndermiş:
-"Burası bir savaş gemisi, derhal rotanı 30 derece batıya çevirmezsen ateşe başlayacağız."

-"Burası da bir deniz feneri.. Sen rotanı bir an önce 30 derece doğuya evirmezsen birazdan kayalara çarpacaksın"
-----------------------------------------------------------------------------------

KADININ FENDİ (DEĞİŞİK FIKRALARDAN SEÇMELER, KOMİK FIKRALAR)



Kaza sonrası çarpışan araçlardan sürünerek çıkan sürücülerden biri erkek ve diğeri kadındır. Araçları mahvolmuş ama şans eseri ikisinin de burnu bile kanamamıştır. Kadın söze başlar:



-Çok ilginç! Arabalarımız mahvoldu ama ikimize de hiçbir şey olmadı. Bu belki de tanışıp, dost olmamız için bir vesiledir.



Erkek heyecanla yutkunarak yanıtlar:



-Eeevet, haklısın.



Kadın devam eder:



-Bak, benim araba da hurdaya döndü ama arka koltuktaki şarap şişesi sapasağlam kalmış. Bu da çok hoş bir tesadüf. Şansımızı ve tanışmamızı kutlamalıyız!



Erkek şişeyi açıp yarısını içerek kadına uzatır. Kadın şişeyi almayınca erkek şaşkınlıkla sorar:



-Sen içmeyecek misin?



Kadın cevap verir:



-Hayır teşekkür ederim, ben polisi bekleyeceğim!





En son eklenen bilgiler
Kategoriler
Baglantilar

Diger Baglantilar